Kadınlarda seks hormonları
20.08.2008

Genelde kadınların hormonlarla ilgili bilgisi, menopoz dönemine gelinceye kadar oldukça eksik kalıyor. Erken yaşlarda hormonların işlevleri hakkında bilinçlenmek ise, kadının genç kalmasını sağlıyor.

20’li yaşlar…
Ergenlik çağındaki bir genç kızın östrojen artışıyla göğüsleri büyür, kalçaları belirginleşir, erojen bölgelerinde tüylenme olur. Adet gördükten sonra her ay yumurtalıklar yumurta hücresi üretir. Yirmili yaşlara gelindiğinde östrojen ve progesteron hormonları, beyinle 25 yıl kadar sürecek bir işbirliğine girerler. Her ay adet gününden iki hafta önce yumurtalıklar artan miktarda östrojen hormonu salgılar. Östrojen miktarındaki bu artış aynı zamanda ruh halini de etkiler, araştırmalar östrojenin yükseldiği günlerde kadınların daha asabi, alıngan ve saldırgan olduğunu, azaldığı günlerde ise kendilerini daha iyimser, mutlu ve sağlıklı hissettiklerini gösteriyor. 14 gün sonra ise her bir yumurtalıktan bir yumurta hücresi rahime bırakılır. Bu günlerde progestoren miktarı artarken östrojen miktarı tekrar azalmaya başlar.

Östrojen saldırgan yapıyor!
Östrojen hormonu, vajinanın nemli ve kaygan olmasını sağlayarak kadını cinsel ilişkiye hazırlayan bir hormondur. Dahası, ilişki sırasında kadının vajina duvarındaki damarlara daha fazla kan dolmasını sağlayarak, kadının uyarılmasını, ilişkiden zevk almasını sağlar. Kadınların cinsel isteğini artıranlar, testosteron hormonu ve her ay yumurtalıklar ve böbreküstü bezleri tarafından salgılanan testosteron (erkeklik) hormonudur. Testosteron seviyeleri yumurtlama sürecinde yükselirken, araştırmalar bu dönemde kadınların cinsel isteğinin arttığını göstermektedir. Psikologlar insanın cinsel dürtülerinin oldukça karmaşık olduğunu, cinsel arzuların hormonlar dahil pek çok faktöre bağlı olarak artabileceğini belirtirler. Duyguların yoğunluğu, maddi sorunlar, eşlerin birbirlerine anlayışlı olup olmaması da cinsel arzuyu belirleyen etkenlerdendir.

Adet dönemi tuzu ve kafeini kesin!
Kadınların hemen hemen % 90 ı adet öncesi dönemde göğüslerde gerginlik, vücutta şişkinlik, aşırı yeme, baş ağrıları, tahammülsüzlük gibi durumlarla karşı karşıya kalıyorlar. Kadınların % 20’lik bir kısmı ise adet dönemini ağrılı bir şekilde geçiriyor. Araştırmalar adet öncesi dönemdeki semptomların, kadının seks hormonları üzerinde rol oynamasına karşın, bu etkilerin hamilelik ve menopoz dönemindeki kadar yoğun olmadığını gösteriyor. Bazı uzmanlar seks hormonlarının, adet dönemi öncesi rahatsızlıklarından çok, depresyon ve tiroid bozukluklarına bağlı olarak etkilendiğini iddia ediyorlar. Eğer her ay adet öncesi rahatsızlıklarınız fazla ise, bu dönemde tuzu, şekeri ve kafeinli içecekleri kesin. Alkolden kaçının, daha sık ve azar azar yemek yiyin. Ağır, yağlı yiyecekler yerine hafif, sebzeli yemekleri tercih edin. Ayrıca o günlerdeki stresinizi azaltmaya, her gün yapacağınız yarım saatlik bir jimnastik de yardımcı olacaktır.

Spermler 3 gün yaşayabiliyor
Henüz yirmili yaşlarda iken kadınların % 90’ı herhangi bir tedaviye ihtiyaç duymadan, doğal yollarla çocuk sahibi olabiliyor. Yumurtalıklardan her ay salınan yumurta hücresi, sağlıklı bir sperm hücresiyle, ilişkiden sonraki 10-12 saat içerisinde kolayca döllenebiliyor. Sperm hücrelerinin kadın vücudunda canlı kalma süresi 3 gün kadar oluyor, bu aynı zamanda, ilişkiden sonraki 2 gün içinde, kadının hamile kalma şansının devam ettiğini gösteriyor.

Eğer düzenli bir seks hayatınız yoksa ve adet döneminizin tam ortasındaki yumurtlama tarihinizi belirlemek istiyorsanız, ovulasyon belirtici araçlardan kullanmanız mümkün. Vücut ısısının günlere göre değişimini ölçen bu aletlerle, vücuttaki ısının en çok yükseldiği gün olan yumurtlama günlerinizi takip edebilirsiniz.

30’lu yaşlar
Hayatın en yoğun tempolu yaşandığı 30’lu yaşlarda, vücut daha fazla yorulmaya başlar ve buna bağlı olarak seks hormonları da düzensiz salgılanmaya başlar. Örneğin adet öncesi dönem bazı kadınlar için, 20’li yaşlarda ağrısız geçerken, 30’lu yaşlara gelindiğinde fazla stresli bir iş veya ev hayatı yüzünden, ağrılı geçebilir. Bu dönemde her zamankinden daha fazla sağlıklı olmaya, düzenli beslenmeye ve egzersiz yapmaya ihtiyacınız vardır. Bu yaşlarda cinsel arzularınız testosteron hormonunun kontrolü altında olmasına rağmen, östrojen cinsel ilişki sırasında kadının en çok ihtiyaç duyduğu hormondur. Bu yaşlarda kadınlar cinselliği doyasıya ve özgürce yaşamanın tadına varırlar, düzenli bir seks hayatları vardır. İstatistikler haftada bir cinsel ilişkide bulunan kadınların kandaki östrojen seviyelerinin yükseldiğini gösteriyor. Bu durumun da, kalp-damar dolaşım sistemini düzene sokmaktan tutun da, baş ağrılarının giderilmesine kadar pek çok faydası bulunuyor.

30’lu yaşların ortalarından sonlarına doğru hormonların düzensizleşmesi nedeniyle, adet dönemi öncesi sıkıntıları artar. Baş ağrıları, sinirlilik, huzursuzluk ve tahammülsüzlük gitgide artan dozajlarda görülmeye başlar. Migreni bulunan kadınların % 60’ı bu dönemde migren krizine tutuluyorlar.

Baş ağrılarından şikayetçiyseniz bu dönemde alkol almamaya dikkat etmelisiniz. Bazı kadınlarda, adet dönemi baş ağrılarını önlemede, östrojen ve doğum kontrol hapları faydalı olabiliyor.

40’lı yaşlar
35 yaşından 40’lı yılların başlarına kadar kadınlar seks hayatlarının doruğunu yaşarlar. Ancak 40 yaşından itibaren, menopoz öncesi dönemine girilmesiyle hormonlarda hızlı bir değişim olur. Bu hızlı değişimle östrojen hormonu azalır, ateş basması, terleme, geceleri uyuyamama kadınların sık sık şikayet ettiği durumlardır. Adet zamanları düzensizleşmeye başlar. Bazı aylar yumurtalıklardan yumurta salınmaz ve sonunda kadınlar adetten kesilir. Adetten kesildikten yaklaşık 1 yıl sonra da kadınlar menopoza girerler. Artık yumurtalıklardan progestoren ve östrojen üretilmemeye başlar.

Östrojen hormonunun azalması kadınların seks arzusunun tamamen kaybolmasına neden olmaz, hatta çoğu kadında yumurtalıklar, seks arzusunun en büyük kamçılayıcısı olan testosteronu üretmeye devam eder. Araştırmalar kadınların menopoz öncesi dönemde, sekse olan arzularının, eşleriyle bir problem yaşamadıkça aynen devam ettiğini gösteriyor. Ancak östrojen üretiminin durmasıyla birlikte, kadının vajinal duvarları kurulaşır, elastikiyetini kaybeder ki bu da, seksi kadın için zor ve acılı bir hale getirir. Günümüzde üretilen östrojen kremleri bu soruna çözüm getiriyor gibi görünse de, doktorlar her kadının vajinal emme kapasitesi farklı olduğu için, ne kadar östrojenin kan dolaşımına katılacağı konusunda hemfikir olamıyorlar.

Hormon takviyesi
Menopozdan sonra kadınların yumurtalıkları östrojen üretemez hale gelir, artık kadının tek doğal östrojen kaynağı yağ hücrelerindeki adrenal bezleridir. Fazla kilolu olmak genel sağlık için zararlı olmasına rağmen, bir diğer gerçek kilolu kadınların, menopoz sonrası rahatsızlıklardan en az şikayetçi olduğudur. Östrojen kaybıyla vajina kuruluğunu ve elastikiyetini kaybetmenin yanı sıra, idrar yollarının enfeksiyona yatkınlığı da artar. Bunların yanında östrojen azalması kalp hastalıkları riskini arttırır ve kemik erimesini hızlandırır.

Pek çok doktor günümüzde, kadınlara östrojen hormonu takviyesini tavsiye ediyor. Ancak tıp dünyasında östrojen ve progestorenin etkileri tam olarak kanıtlanmış değil. Örneğin; progestoren hormonu östrojenle birlikte alındığında rahim kanserini önler mi veya tam tersi ikisi birlikte alındığında göğüs kanseri riskini arttırır mı ya da östrojen takviyesi kalp hastalıklarını önler mi, gibi sorular halen gündemde.

Bu sorular halen gündemde ola dursun, bir başka gerçek var ki, o da kadınların menopozdan sonra 20-30 yıl kadar daha yaşadıkları. Durum böyle iken, seks hormonları takviyesi konusunda karar verebilmek için yapılacak en doğru şey araştırmaların bir an önce sonuçlanmasını beklemek.

Hormonlarınız yoldan çıkarsa
Yetişkin bir kadının seks hormonları, her ay sistemli bir şekilde salgılanır. Ancak fizyolojik ve psikolojik nedenlerden dolayı hormonlarınız dengesiz salgılanabilir. İşte bu zamanlarda neler oluyor gelin görelim:

Yüzde aşırı kıllanma, sivilceler, düzensiz adet görme ve hamile kalamama durumu androjenlerin fazla miktarda çalıştığının göstergesidir.

Normalde her ay rahim etrafını çevreleyen zar dokusu, beyinden gelen hormonal sinyallerle faaliyete geçer. Hormonlardaki değişimler, rahim zarının iltihaplanmasına neden olabilir.

Östrojen hormonunun uzun süre ile vücutta faaliyet göstermesi, göğüs kanserine davetiye çıkarabilir. Araştırmalar 12 yaşından önce adet görmeye başlayan, menopoza 50’lili yaşlardan sonra giren, geç doğum yapan veya hiç doğurmayan kadınların, vücutlarında uzun müddet östrojen salgılanması nedeniyle, göğüs kanseri risk grubuna dahil olduğunu gösteriyor.

Depresyon, hızlı kilo verdiren rejimler, tiroit bozuklukları hormon dengenizi bozar. Hormon dengesi bozulan kadınlar düzensiz adet görmeye başlar. Böyle zamanlarda her ay düzenli olarak vücut dışarısına atılmayı bekleyen kan, menstural kanama olmayınca, yumurtalıklardaki ufak keseciklere dolar. Bunun sonucu polikistik over sendromu denilen, yumurtalık kistleri oluşur.

Kaynak: Saglikbilgileri.com

Tüm hakları saklıdır, kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Annelergrubu.com sitesinin içeriği, kullanıcıyı bilgilendirmek amacıyla hazırlanmıştır.
Sitede yer alan bilgiler, tedavi yöntemi olarak kabul edilmemeli, tıbbi bir eyleme temel oluşturmamalıdır.